New York’ta Beş Minare

New York’ta Beş Minare

“Dünyadaki bütün problemlerin üç temel sebebi vardır: Ayrımcılık, fakirlik, cehalet.” der Hacı, New York’un meşhur Manhattan köprüsüne nazır bir parkta müridlerine vaaz verirken…

Başında takkesi, elinde tesbihi, ince bıyıklarıyla Haluk Bilginer, New York’ta Beş Minare filminin kahramanı olarak çıkmıştır izleyici karşısına.  

Yabancı oyuncularıyla, konusuyla, aksiyon ve zikir sahneleriyle 2010 yılının hiç kuşkusuz en çok konuşulacak filmlerinden birinin şimdiden New York’ta Beş Minare olacağı söylenebilir. Gerçi daha Av Mevsimi gelmedi ama onu da yıl bitmeden dört gözle bekliyoruz. Mahsun Kırmızıgül’ün yazıp yönettiği ve Amerika-Bitlis-İstanbul hattında çekilen film daha vizyona girmeden pek çok kez haber oldu. Daha önce Güneşi Gördüm’le Kürt sorununa eğilen Kırmızıgül, bu kez Hollywood sinemasının gözde konularından biri olan 11 Eylül sonrası İslam karşıtlığına değinmiş.

Kahramanımız yazımızın başında da belirttiğimiz gibi takkeli, dini bütün bir Müslüman gibi görünen ama FBI tarafından terörist olarak aranan Haluk Bilginer. Kendisi bir Hristiyan kadın ile evli. Yakalanınca karısı yana yakıla ona ulaşmaya çalışıyor. Burada yazar, kahramanın karısını Hıristiyan yaparak dini hoşgörü konusunda en önemli mesajını veriyor.

“Kırmızı bültenle aranan ve ismi fenomene dönüşen radikal dinci bir örgütün lideri Deccal kod adlı suçlunun Amerika’da yakalandığı bilgisi gelir. Onu teslim almak için teşkilatın en başarılı iki polisi Amerika’ya suçluyu teslim almaya giderler. Bundan sonrası kolay gibi görünür ama hiçbir şey göründüğü gibi değildir. Film, yakın dönemin Türkiye’sini sorgularken, 11 Eylül sonrası Amerika ve dünyanın İslam ile olan paranoyasının altını çizecektir.” Filmin dünyaya pazarlanan konusu böyle. Zaten Amerika aracılığıyla tüm dünyaya şırınga edilmiş İslam korkusu giderilmeye çalışılırken, biz de doğuluyuz, bizden de terörist çıkar dercesine hem de hiç çekinmeden İslamcı-terörist ifadesinin çok rahat bir şekilde kullanılması beni açıkçası rahatsız etti. Hele Mahsun Kırmızıgül’ün iştahla söylediği “Bu adam, laik devletin düşmanı, bu adam terörist” lafı çok da yabancı gelmedi. Sen zaten bir Amerikalı gibi yola çıkarsan söyleyeceğin yeni bir şey kalmaz. 

Patlayan arabalar, Hollywood filmlerinden aşina olduğumuz terörist peşinde NYPD araçları, New York’un devasa uzunluktaki binaları, ağlayan özgürlük heykeli ve helikopter çekimleri ile ilk yarısında Amerikan filmlerini aratmayacak aksiyon sahneleriyle başlayan film, zikir sahneleri ile doğu nefesi estirildikten sonra diğer Mahsun Kırmızıgül filmlerinde olduğu gibi dramla sona eriyor. 

Filmde Haluk Bilginer’in canlandırdığı hoca tiplemesi fragmanları izleyenlerde Fetullah Gülen mi canlandırıldı, gibi bir merak uyandırsa da, kime gönderme yapıldığı daha uzun süre tartışılacak gibi görünüyor. Bizim gözlemimize göre, pek alakası yok ama izleyip kararı sizin vermeniz gerek.

Mesaj kaygısı ile boca edilmiş filmin en tebrik edilecek yanı bence görüntü estetiği. Tamam belki konusu ve mesaj bolluğu yüzünden eleştirilecek yanları çoktur. Ama bence filmin görüntü yönetmeni James Gucciardo’yu tebrik etmek lazım. Hollywood filmlerini aratmayacak görsellikte bir iş çıkarmış ortaya. Ne diyelim gidin kendiniz izleyin, sonuçta herkesin kendine göre çıkaracak bir dersi vardır ne de olsa.

 

Filmin yapım notları

“Filmin yüzde 50’si  Amerika-New York’ta çekildi.” Yerli bir yapım tarafından Amerika’da ilk kez bu büyüklükte bir prodüksiyonla gerçekleştirilen filmin çekimleri Amerika’da New York’ta, Türkiye’de ise İstanbul-Bitlis hattında toplam sekiz haftada tamamlandı.

İlk kez yerli bir filmin “yarısı İngilizce” olarak çekildi.

İlk kez bir yerli filmde “Anamorfic Lensler” kullanıldı.

İlk kez bir yerli  filmin setinde yaklaşık olarak “300 kişilik yerli ve yabancı  ekip” çalıştı.

Filmin prodüksiyon ve mekan hazırlıkları için ise 2.5 ay çalışıldı.

Film müziklerinde dünya normlarında senfoni orkestraları ile çalışmayı önemseyen Mahsun Kırmızıgül, Beyaz Melek ve Güneşi Gördüm filmlerinden sonra New York’ta Beş Minare filminde  de 140 kişilik müzisyenden oluşan “The City Of Prague Film Harmonic-Prag Senfoni Orkestrası” ve “Prague Opera Korosu” ile çalışarak bir ilke imza attı.

Yaklaşık bir yıldır teaser’ı sinema salonlarında izlenilen New York’ta Beş Minare’nin kadrosunda; Danny Glover, Gina Gershon, Robert Patrick, Haluk Bilginer, Ali Sürmeli, Engin Atlan Düzyatan, Zafer Ergin, Suna Selen, Hüseyin Avni Danyal, Salih Kalyon, Murat Ünalmış, Onur Ünsal, Mahsun Kırmızıgül, Mustafa Sandal ve Eşref Kolçak bulunuyor.

Avrupa’da 4 ülkede (Almanya, Belçika, Hollanda ve Avusturya’da) 120 salonda, Türkiye’de ise 820 salonda aynı anda gösterime girecek olan New York’ta Beş Minare filmi 11 milyon dolarlık bütçeye sahip.

 

İŞTE MERAKLA BEKLENEN FİLMİN AFİŞİ

 

 

Etiketler: , ,

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir