Güldüğümüzde Vücudumuzda ki Değişiklikler Ne olur ?

Usta 09 Temmuz 2016 0
Güldüğümüzde Vücudumuzda ki Değişiklikler Ne olur ?

Güldüğümüzde Vücudumuzda Neler Olur?

Güldüğümüzde Vücudumuzda Neler Olur?İnsan, diğer canlılardan farklı olarak, duygularını jest ve mimiklerle de ifade edebiliyor. Kızgınlık, merak, üzüntü, panik, neşe gibi pek çok ruhsal durum için, birbirinden farklı ifadeleri öğreniyor ve uyguluyor. İnsanın ruh durumu, ifade edildiği gibi sadece ruhunu değil, vücudunu da etkiliyor. Öyle ki; korkmuş bir insanın vücudunda salgılanan bazı hormonlar, adrenalini yükseltiyor ve bu durum korktuğu şeye karşı dayanma gücü veriyor, savaşma isteği yaratıyor.

Üzgün bir insanın, tansiyonu düşebiliyor, hareket etmekte bile zorlandığı bir hale gelebiliyor. Bu ruh durumu ifadelerinden; kızgınlık ifadesi genellikle sonradan öğreniliyor ancak gülme ve korkma ifadeleri, doğumdan önce, anne karnındayken bile gözlemlenebiliyor. Gülmek, insanın kendisini iyi hissettiğini, neşeli olduğunu, halinden hoşnut olduğunu anlatmanın bir yoludur. Kişiler, yaşlarına ve karakterlerine göre, farklı şekillerde bu hislerini ortaya koyarlar.

GÜLMEK NEDİR?

Gülmek, insanın karşılaştığı bir etken sebebiyle, mutlu ve iyi olduğunu ifade etmek için, yüz kaslarını ve vücudunun belli kısımlarını kullanarak yaptığı bir eylemdir. Gülmek fiili, duyguları açığa vurmak amacıyla yapılır. Bebekler, anne karnındayken çekilen görüntülerinde, gülümserken görülmüşlerdir. Bu da, insanın bu yetenek ile doğduğuna işaret etmektedir. İlk insanların, doğaya ayak uydurmak ve çevre şartlarına birlikte dayanmak için sosyalleşmeye başladığında, birbirlerine “ben zararsızım” sinyali vermek için bu mimikleri kullanmaya başladığı tahmin ediliyor.

Şimdiki zamanda da, gülmek, benzer bir anlam taşıdığından, insanlara kahkahalarla olmasa bile, küçük bir gülümseme ile selam vermek, sosyal kurallar gereğidir. Gülmek için; yüz kasları gerilerek, ağız kısmının açılmasını ve dişlerin daha çok görünmesini sağlar. Kimi zaman, gülümseme şeklinde ifade edilen bu fiilde, dişler görünmez, sadece dudakların iki kenarı yukarı ve geri doğru hareket ederek bir yay çizer ve gözlerdeki küçültme hareketiyle, gülümseme tamamlanır.

GÜLMENİN VÜCUDA ETKİSİ

Beyinde başlayan gülme ile birlikte, hipotalamus faaliyete geçerek, gülerken neler yapılacağını belirliyor. Gülme, fiziksel olduğundan, duygusal tepki için bu bölgenin çalışması gerekiyor. Gülme gerçekleştiğinde, vücutta bir kas gevşemesi ve ardından rahatlama hissediliyor. Kan dolaşımının hızlanması ilk birlikte, vücuttaki her noktaya taze kan rahatça ulaşıyor ve bu da gülme eyleminin sağlıklı olması şeklinde açıklanıyor.

Gülme sırasındaki vücutta salgılanan edorfin had safhaya çıkarak, vücuttaki tüm organlara, her şeyin yolunda olduğu bilgisini gönderiyor. Endorfin, insanın mutlu hissetmesini ve rahatlamasını sağlayan, önemli işlevleri olan bir hormondur. Bu hormon salgılandığında, vücuttaki tüm stres etkileri yok olup, yerini mutluluk hissine bıraktığından, gülmek hem çok gerekli hem de çok sağlıklı bir eylemdir.

GÜLME TERAPİSİ

Toplumsal yapıların zedelenmesi, insanları yalnızlaşmaya itiyor. Bozulan aile ve arkadaşlık ilişkileri ve uyulması gereken çok fazla sosyal kural nedeniyle, insanlar daha çok yalnız kalır hale gelmiştir. İkili ilişkileri de olumsuz etkileyen bu sebeplerden dolayı, yalnız kalan ve sosyal yetilerini kaybeden kişiler, doğal olarak gülmekten de mahrum kalmaktadır. Bu durumu fark eden sosyolog ve psikologlar, ortak bir çalışma yaparak, gülmenin insanlar üzerindeki olumlu etkilerinden daha çok insanın yararlanmasını sağlamak amacıyla, gülme terapileri düzenlemeye başlamışlardır.

Birlikte gülmek için etrafında kimsesi olmayanlar veya gülmek için sebebi olmayanların yararlandığı, gülme grupları doğmuştur. Bu gruplar, belli gün ve saatlerde bir araya gelerek, ortada bir sebep olmasa dahi, birbirlerine bakarak gülmeye başlarlar ve daha da artan bir tempo ile gülme fiili devam eder. Sonuçta, terapiye katılan herkes, başladığı andakinden çok daha mutlu, huzurlu hisseder ve pozitif hislerle hayatlarına geri dönerler.

Leave A Response »