Ozonun Etki Mekanizması

Majör ozon uygulamaları sırasında kanla karşılaşan ozon parçalanarak tek değerlikli oksijen radikali ve oksijen formuna döner. Oksijen kan hücresine ulaşırken tek değerlikli aktif oksijen atomu ise kan plazmasında zincirleme bir dizi etkinin başlamasına sebep olur. İlk etki kan plazmasında oluşan hidrojen peroksit (H2O2) ve okside lipit ürünlerinin vücudun doğal antioksidan enzimlerini aktive etmesidir. Bu enzimler de başka reaksiyonları tetikleyerek doku yenilenmesinde etkili olan proteinlerin üretimlerinin artışına ve bağışıklık sisteminin mediatörlerinin uyarılmasına neden olurlar.Böylece vücudun antioksidan üretim sistemi çalıştırılırken aynı zamanda kan hücrelerinin oksijen alma kapasitesi artmış olur, kanın daha iyi oksijen taşıması sağlanır ve tüm organların doku kanlanması artırılmış olur. Bu etki, beraberinde dokulara gitmesi gereken kanın kapasitesini arttığı için hücrelerin beslenmesi, yenilenmesi ve toksinlerinden kurtulması süreci hızlanır..

Vücutta neredeyse tüm hastalıkların oluşmasında en önemli neden organ ve dokulara giden oksijenin ve kanın azalmasıdır. Yaşlanmanın en büyük nedeni olarak gösterilen damar yapısının bozulması, zamanla doku ve organ hasarına neden olmaktadır. Cildimizde zamanla artan kırışıklıklardan daha çabuk yorulmamıza, unutkanlığımızın artmasından kilo almamıza kadar oluşan yaşa bağlı pek çok şikâyetin nedeni olarak damar yapımızın bozulması en önemli etkendir. Medikal ozon tedavisi, damarları onararak kanı ve oksijeni taşıma kapasitesini artırır. Endojen antioksidan enzimlerinin üretiminin artması hücrelerin yenilenmesini hızlandırır, bağışıklık sistemini güçlendirir. Vücutta oluşan bu zincirleme tepkiler doku yıkımının azalmasıyla (anti-aging) sonuçlanan bir etkiyi ortaya çıkartmış olur.. Vücut direncini arttırmak ve hücre yenilenmesi olarak da ifade edebileceğimiz bu etki organların performansını yükseltir, verimli ve sağlıklı çalışmasını sağlar.
Ozon tedavisi başta damar yapısını bozan hastalıklarda, bağışıklık sisteminin zayıf veya dengesiz çalıştığı durumlarda olmak üzere hipertansiyon, şeker hastalığı, iskemik kalp hastalıkları, kas ve eklemi tutan ağrılı rahatsızlıklar, çeşitli otoimmün ve viral hastalıklar, astım, bronşit ve alerjiler, multipl skleroz, Parkinson gibi nörolojik hastalıklar, kanser destek tedavisi, hepatitler, iyileşmeyen yaralar (diyabetli ayak, bası yaraları), kronik yorgunluk sendromu gibi pek çok rahatsızlıkta kullanılmaktadır.