Stresin İnsan Yaşamına Etkisi

Hepimizin hayatında kendini stresli hissettiği dönemler vardır. Stres deyince akla çoğu zaman olumsuz çağrısımlar gelir. Aslında stres, bireyin savunma mekanizmasıdır. Bir randevuya geç kalma korkusu, iş bulamama , ev içerisindeki olaylar, arkadaş, eş ile yaşanan sorunu kafaya takma, ekonomik problemler gibi birçok olay stres tepkisini vermemize neden olabilir. İnsanın fizyolojik ve psikolojik düzeyde verdiği tepkiler “stres” olarak adlandırılır. Birey tehlike ile karşılaşınca “savaş veya kaç” tepkisini verir. Stres tepkisinde yaşanan olay ve bu olaya yüklenen anlam önemlidir. Bir olay herkes için stres yaratmayabilir burada kişilerin olayı algılayış biçimleri ve başa çıkma becerileri devreye girer.

Stresin düzeyi önemli bir faktördür. Stres kişilerde baş ağrısı, yüksek tansiyon, kalp rahatsızlıkları gibi bedensel hastalıklara neden olabileceği gibi, psikolojik ve zihinsel rahatsızlıklara da neden olabilir. Organizma stres karşısında psikolojik tepki olarak kabullenme, geri çekilme, karşı koyma, korku, endişe gibi duygusal problemler geliştirebilir.

Stressiz bir toplum, stressiz bir birey düşünmemiz mümkün değildir. Asgari düzeyde stres dikkat ve motivasyonumuzu arttırmaya, yaptığımız işlerimizi tamamlayabilmemiz açısından olumlu bir özellik taşır. 

Diğer yandan, stresle başa çıkamayan ve yoğun derecede stres altında olan bir insan;

*Değersizlik, yetersizlik duyguları,

*Kişisel başarısızlıklara ve olumsuzluklara odaklanmak,

*Karar vermede güçlük,

*Uykuya dalmakta , sürdürmekte güçlük çekmek,

*Sigara ve içki içme eğiliminde artış,

*Duygusal ve cinsel hayatta düşüncesiz davranışlar,

*Ölüm ve intihar fikirlerinin zihinde sık sık tekrarlanması

Gibi davranışlar  göstermeye başlar.

Kişisel özellikler, stresten korunabilme derecesini belirler. Bunlar kişinin esnekliği, çevre faktörü ve geçmiş deneyimlerinden elde ettiklerine göre şekillenir.  Benmerkezci olarak adlandırılan egoist kişilik özelliği baskın olanlar, olgunlaşmamış kişilik özellikleri olanlar, aşırı duyarlı ve duygusal tepkileri önde olanlar, çevre ile etkileşimlerinde pasif kişiler, düşmanlık duyguları baskın olan kişiler stres ile başa çıkmakta başarısız olmaktadır.

Yapılan araştırmalarda işlerine ve sosyal hayata daha aktif katılanlar , gelecekle ilgili olumlu beklentiler içinde olanlar,  yakin çevreleriyle olumlu iliskiler icinde olanlar, mücadeleci ve degisiklikten zevk alan kişilerin strese daha dayanıklı olduğu belirtilmiştir.

Stresle başa çıkılabilir.

Genellikle stres altındayken bireyler bir çözüm üretmek yerine içinde bulunulan durumun ne kadar  zor ve çözümsüz olduğunu düşünerek zihinde olumsuz senaryolar kurarlar. Bu da kişinin çaresiz ve karamsar hissetmesine neden olabilir. Düşüncelerimiz duygularımıza, duygularımız davranışlarımızadönüşür. Yani olayı nasıl yorumladığımız aslında kimi zaman düşünce hatalarına iter.  Stresin hangi durumlardan kaynaklandığını, rahatsız edici durumları bilmek, duygularımızı tanımak ve bunları gözden geçirmemiz gerekir.  

Yaşadığımız duygu ve durumu tanımak en önemli adımdır. 

-Olumsuz zihinsel senaryolar yerine olumlu özelliklerimize ve başarılarımıza odaklanmak, zihinsel olarak alternatif üretmek önemlidir. “Elimden geleni yaptım, bu durumla başa çıkabilirim” gibi.

-Fiziksel egzersizleri ritüel haline getirin. Egzersiz endorfin hormonunun salgılanmasını sağlar. Endorfin  hormone ruh sağlığını olumlu olarak etkiler.

-Uyku ve beslenme düzeninize dikkat edin. 

Stresli olan durumlarda aşırı yemek yeme davranışına başvurma sık yapılan hatalardan biridir. 

-Mükemmeliyetçiliğin tuzağına düşmeyin.

– Kendinize zaman ayırın, ruhunuza iyi gelecek etkinlikleri keşfedin.

-Kendi stresinizi yönetmek için doğru nefes alma ve gevşeme teknikleriyle stresinizi kontrol altına alın.

Her duygunun bir ömrü vardır. Stres de o anlık bir felaketmiş gibi gözükse de bu duyguyu da Kabul edin. Eğer stresle başa çıkamayacağınızı düşünüyorsanız bir uzmandan destek almayı ihmal etmeyin.