Robin Abcarian

Salgın dönemi liderliği boyunca ender rastlanan bir görüntüde, Başkan Yardımcısı Mike Pence ve eşi Karen, cuma sabahı kameraların önünde Pfizer’in yeni Covid-19 aşısını yaptırdılar. Pence, aşılamanın ardından, “Bugün burada, tarihi bir haftanın sonunda, Amerikan halkına umudun yolda olduğunu teyit etmek için toplandık” dedi. “Karen ve ben, bu hafta Amerikan halkı için ürettiğimiz ve tedarik ettiğimiz bu güvenli ve etkili korona virüsü aşısını kullanıma sunmak üzere harekete geçmemizin öncesinde, bir adım attığımız için çok mutluyuz. Gerçekten de ilham verici bir gün.”

Hiç değilse bunu yapabildi.

DOĞRUYU SÖYLEYENLERE ‘FELAKET TELLALI’ DİYORDU

Haziran ayında, Wall Street Journal’da yayınlanan ve utanç verici derecede saptırılmış makalesinde, Pence, ülkenin ‘ikinci bir enfeksiyon dalgasına’ doğru ilerlediği fikriyle alay etti ve haber kuruluşlarını felaket tellallığı yapmakla suçladı. “Medya, her adımında Amerikan halkını korkutmaya çalıştı ve ikinci bir dalga hakkındaki bu korkunç tahminler de farklı değil… Yayılmayı yavaşlattık, en savunmasız insanları koruduk, hayat kurtardık ve gelecekte karşımıza çıkabilecek her türden zorluk için sağlam bir temel oluşturduk. Bu bir kutlama sebebidir” diye yazmıştı.

Bunlar yalandı. Kutlama yapmak için kesinlikle bir neden yoktu. Şimdi, Covid hakkında yazan her muhabirden özür dilemesi gerekiyor.

Makalesinin yayınlandığı gün, halk sağlığı yetkilileri yaklaşık 25 bin yeni Covid-19 vakası rapor etmişti. O zamandan beridir, günlük yeni vaka sayısı hiç azalmadı. Sürekli biçimde tırmandı ve çarşamba günü tek bir günde 245 bin yeni vaka sayısına ulaşıldı. Makalesinin yayınlandığı gün, hâlihazırda 100bini aşkın Amerikalı Covid-19’dan dolayı hayatını kaybetmişti. Aşısını yaptırdığı güne kadarsa 311 bin Amerikalı öldü ve bu katliamın sonu henüz görünmüyor.

AŞI HAKKINDA ENDİŞELER DE MEVCUT

Anketler, aşı yaptırma isteğiyle ilgili çelişkili veriler sunuyor. Yeni bir Kaiser Sağlık Vakfı anketi, katılımcıların yüzde 71’inin kesinlikle ya da büyük ihtimalle aşı yaptıracağını söylediğini ortaya koydu. Bununla birlikte, Associated Press-NORC Halkla İlişkiler Araştırma Merkezi, ABD vatandaşlarının yalnızca yarısının en kısa süre içinde aşı yaptırmak istediğini beyan ettiğini gösterdi. Vatandaşların dörtte biri emin olmadıklarını söylerken, geri kalanlar bunu istemediklerini beyan ediyorlar. AP-NORC anketinde, beyaz katılımcıların yüzde 53’ü, Latin katılımcıların yüzde 34’ü ve siyah katılımcıların yalnızca yüzde 24’ü aşıyı yaptıracaklarını ifade ettiler.

Beyaz olmayan insanlar arasında rastlanan şüphecilik anlaşılabilir bir durum. Pence ailesiyle birlikte Pfizer aşısını yaptıran Kamu Sağlığı Dairesi Başkanı Jerome Adams, frengiye yakalanan siyahların ücretsiz tıbbi bakım aldıklarını düşündükleri ama tedavi edilmeden bırakıldıkları ve hastalığın doğal ilerleyişini gözlemlemek isteyen doktorlar tarafından kobay olarak kullanıldıkları federal hükümetin utanç verici Tuskegee deneylerine atıfta bulunarak, bu topluluklara ulaşmanın önemli olduğunun altını çizdi.

Kendisi de siyah olan Adams daha sonra şu Twitter mesajını yayınladı, “Bu sabah da ifade ettiğim gibi, tıbbi tedavi veya aşıları sorgulamak yalnızca iyi değil, bu normal ve beklenen bir davranıştır. Yanlış olan şey, hatalı bilgi veya güvensizliğin, sağlığınız için kötü bir karar vermenize neden olmasıdır!”

SOSYAL MEDYA KORKULARI KÖRÜKLÜYOR

Son aşı savaşlarının en ön cephesinde zaman geçirdikten sonra, Covid-19 aşılarına karşı hâlihazırda yaygın bir direnç olması bana hiç de şaşırtıcı gelmiyor. Komplo teorilerinden bahsetmiyorum bile. Geçenlerde, test için burun örnekleri alınmasının, hükümetin vücudumuza gen değiştiren maddeleri nano parçacıklar halinde enjekte etmesinin bir yolu olduğunu öne süren bir video izledim.

Bir miktar tereddüt yaşanması beklenebilir; aşılar yeni ve aşırı süratli biçimde geliştirildiler. Bunun yanına Trump yönetimi altında yayılan bilimsel uzmanlığa ilişkin yaygın güvensizliği, ayrıca sosyal mesafe uygulamalarının akıl dışı biçimde siyasallaşmasını ve maske zorunluluğu ve diğer sosyal mesafe kurallarını totaliterlikle birleştirme eğilimini de ekleyin.

Araştırmacılar, genel olarak sosyal medya ve bilhassa Facebook ve Instagram’ın şüpheciliğin aktarım mecrası olmasının hiç de şaşırtıcı olmadığını söylüyorlar. Şu aralar Facebook üzerinde dolaşan bir karikatür, maske takan bir adama aşı yapan bir hemşireyi gösteriyor.

“Artık bağışıklığım var, değil mi?” diye sorar adam.

“Hayır,” diye cevap alır, “hâlâ (hastalığa/ç.n.) yakalanabilirsin.”

“Peki, yine maske takmak zorunda mıyım?”

“Evet.”

“Zarar görmem halinde, üretici sorumlu tutuluyor mu?”

“Hayır.”

“Öyleyse bunu neden yaptırdım?”

“Hiçbir fikrim yok” der hemşire. “Ben yalnızca emirleri uyguluyorum.”

ANLAŞILMASI GEREKEN GERÇEKLER VAR

Karikatürde, hemşirenin son saçma yorumu hariç, hiçbir şey yanlış değil. Nedeni şu: Haberleri takip eden herkes, onay alan aşıların yüzde 100 değil, yüzde 95 etkili olduğunun açıklandığını biliyor.

Ülkenin en önde gelen bulaşıcı hastalıklar uzmanı Dr. Anthony Fauci, perşembe günü Sirius XM’den Marc Siegel’e şunları söyledi; “Aşı, klinik olarak tespit edilebilen hastalığı bastırmada son derece etkili. Ve aynı zamanda ağır hastalıkların önlenmesinde de son derece etkili.”

Enfeksiyonu tam anlamıyla önleyip önlemeyeceğini bilmek için henüz çok erken olduğunu dile getiren Fauci, “Ancak burun yutaklarındaki virüs seviyesini o kadar düşürüyor ki, bulaşamaz” diyor.

Halk sağlığı uzmanları, salgının yavaşlamasına yetecek sayıda insan aşılanana kadar, maske kullanımının, hepimizin toplum içinde yerine getirmesi gereken bir önlem olduğunu ifade ediyorlar.

Ve yasaya göre, aşı üreticileri olası zararlardan sorumlu tutulamazlar; çünkü böyle olması halinde, hiçbir şirket aşı üretmenin riskini göze almaz ve sürü bağışıklığı da tarihe karışır. Bu, kendilerinin ya da çocuklarının aşılar nedeniyle zarar gördüğünü düşünen insanların yasal yollara başvuramayacağı anlamına gelmiyor. Bunu yapabilirler. İki federal program, aşılardan zarar gördüğünü ispatlayabilen insanlara yardım sunuyor. Bunlardan biri olan ‘Ulusal Aşı Zararı Tazminat Programı’, çocukluk dönemi aşılarını kapsıyor. Diğeri ‘Tedbir Kaynaklı Zarar Tazminat Programı’ ise Covid, şarbon ve grip de dahil olmak üzere yeni aşıları kapsıyor.

Şahsen, bir maske takmayı ve Dr. Fauci bana aksini söyleyene dek sosyal mesafemi korumaya devam etmeyi planlıyorum. Ve bana bir aşı teklif edildiğinde, onu yaptırmak için gerekirse kor halindeki kömürlerin üzerinde bile yürüyebilirim.


Yazının orjinali LA Times sitesinden alınmıştır. (Çeviren: Tarkan Tufan)