Başbakan Erdoğan canlı yayında ” Başkanlık Sistemine Geçmeliyiz ” dedi

Usta 18 Nisan 2010 0

Atv canlı yayınında, SABAH Genel Yayın Yönetmeni Erdal Şafak ile SABAH yazarları Hasan Bülent Kahraman ve Emre Aköz’ün sorularını yanıtlayan Başbakan Tayyip Erdoğan, gündemi belirleyecek açıklamalarda bulundu. atv Genel Yayın Yönetmeni Erdoğan Aktaş’ın sunduğu programda Erdoğan, başkanlık sistemine sıcak baktığını belirterek, “Sistemin rahat çalışması konusunda bu olaya sıcak bakıyorum. Çok daha seri neticeler alması noktasında… Bakıyorsunuz ABD’de çok çok verimli neticeler alınıyor” dedi. Başbakan Erdoğan, “Başkanlığı kendisi için istiyor diyenler olacaktır” sorusuna cevaben de “Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde de aynı iddiayı ortaya atmışlardı ancak kimse Abdullah Bey’in Köşk’e çıkacağını tahmin etmedi” dedi.

AKTAŞ: Bülent (Arınç) Bey’in bir ifadesi oldu. “CHP Anayasa Mahkemesi’ne gitmeyeceğinin garantisini verirse uzlaşma kapısı açılır” dedi…
Olaya başlarken Deniz Baykal, “Geçici 15. madde sadece oylamaya gelsin diğerlerini asla görüşemeyiz” dedi. Daha sonra 3 madde gündeme geldi. Bize gelen yazı, 3 ana konu başlığı halindeydi. Bunu şark kurnazlığı olarak ifade etmiştim. ABD seyahatine çıkarken “Samimiyseler biz grup başkan vekillerimizi görevlendirebiliriz, yasal zemini varsa yapalım” dedik. Ama köprünün altından çok sular aktı geçti. Şimdi grup başkanvekilleri farklı, kendileri farklı konuşuyor. Gönderdikleri metne mi genel başkanın söylediklerine mi inanacağız? Bu sulandırma ve şark kurnazlığıdır, geri dönüş falan söz konusu değil. Madem halka götürme meselesi var bırakalım Cumhurbaşkanımız götürsün.

ARTIK DEĞİŞİKLİK OLMAZ
ŞAFAK: Anayasa değişikliği paketinin açılımın kanallarını da genişleteceği değerlendirmesi yapmıştınız. BDP konusuna açıklık getirir misiniz?
Arkadaşlarımız siyasi partileri ziyaret etti. BDP’nin teklifleri içinde kanun değişikliğiyle yapılacak olanlar var. Anayasa değişikliği sonrasında da yapılabilir. Her talebe evet diyemeyiz. Ama geniş bir uzlaşma gerçekleşsin dedik. Yüksek yargı “Bize sormadılar” diyor. Paketin içinde en az yüzde 70 yüksek yargının önerileri var. Şu andan itibaren çok farklı bir değişikliğe gidilmesi, fevkalade bir şey olmadığı sürece mümkün değil.

AKÖZ: Venedik Komisyonu’nun ilkelerini neden koymadınız?
Önce dedik ki parti kapatma sürecini iyice zorlaştıralım. Yerinde takdir yetkisi var. Şiddet de kime göre? Çünkü orada bu takdiri kullanacak olan kişilere göre şiddetin sınırı değişebilir. Burada da parlamento müsaade ettiği takdirde yargılama başlasın dedik. Bununla ilgili de öyle bir adil yaklaşım tarzı geliştirdik ki biz Meclis’in yüzde 65’ini temsil ediyoruz ama 20 kişiden oluşacak heyet, üçte iki çoğunlukla bu kararı verdiğinde o parti yargılanabilecek.

SÜREKLİ ENGELLENDİK

KAHRAMAN: Paket daha geniş olsaydı anayasada hangi maddelerin değişmesini isterdiniz?
2011 seçim kampanyasında yepyeni bir anayasa değişikliğini işleyebiliriz. “YÖK olmazsa nasıl olur” gibi talepler var. Cumhurbaşkanlığı yetkisi meselesi de var. Sembolik mi olacak, yarı başkanlık sistemini andıran yapıyla mı devam edecek… Başbakanlığımızın ilk yıllarında ciddi sıkıntılar çektik. Yetkilerimiz, Meclis’ten geçenler engelleniyordu. Yerindelik yetkimize sürekli müdahale edildi. Belki Türkiye’nin gündemine yeniden başkanlık sistemi gelecek. Ve yepyeni bir anayasayla halkımız bize bu yetkiyi verirse, bunlar gündeme gelebilir.

AKTAŞ: Ne düşünüyorsunuz başkanlık sistemiyle ilgili olarak?
Halkımız konsensüs oluşturursa neden olmasın?.. Böyle bir yapıya karşı yaklaşımım olumludur. Sistemin rahat çalışması konusunda bu olaya sıcak bakıyorum. Bakıyorsunuz, ABD’de çok çok verimli neticeler alınıyor.

CUMHURBAŞKANLIĞI GÜÇLENİR
AKTAŞ: Başkanlık sisteminde demokratik hak ve özgürlüklerin baskıcı bir şekle bürüneceği endişeleri var…
Oturmuş gelenekler var. Başkanlık sisteminin en önemli özelliği kongre, parlamento çok daha etkili hale gelecek. Ama durum şu anda böyle değil. 411 çıkıyor (üniversitelerde başörtüsü kararı) ama o kararın atanmışlar tarafından oluşmuş bir kurumda önü kesiliyor. Sonra biz Türkiye’de “Usulden mi inceler esastan mı inceler” onu tartışıyoruz. Düşünün Silahlı Kuvvetler’e bir şey alınacak başkan teklif ediyor ama kongre onaylamadan yapamazsınız. Bir ülkeye yardım yapılacak kongre onaylamazsa olmuyor. Bizde de tam tersi. Kararı biz veriyoruz. Diyoruz ki bunu parlamento versin. Kuvvetler ayrılığını başarmak suretiyle çok daha isabetli kalkınmayı Türkiye yaşayacaktır. Hak ve özgürlükler konusunda ABD bizden daha ileride, bunu da görmek lazım.

KAHRAMAN: Cumhurbaşkanını halkın seçmesiyle parlamenter yapı arasında zıtlaşma olur mu?
Mevcut yapıda zaten yarı başkanlık var. Aslında başkanlık sistemine geçişte bu bir alıştırmadır. Halk seçsin dedik, halktan desteği yüzde 70’e ulaştı. Böyle bir süreç cumhurbaşkanlığı makamını güçlendirir. Bakanlar Kurulu’nun da yeniden dizayn edilmesi gerekir. Sayı 14-15’e inecektir. Dolayısıyla sistem çok daha farklı çok daha güçlü bir şekilde çalışır.

AKTAŞ: Kafanızda bir model var o zaman?
Var tabii… 2011’den sonraki süreçte halkımıza götürürüz. Bir talep gelirse çalışmamızı yaparız.

ŞAFAK:”Başkanlık sistemini kendisi için düşünüyor” gibi bir eleştiri mutlaka gelecektir.
Bu değerlendirmeler her zaman olur. Cumhurbaşkanlığı için de kendisi için hazırlıyor dediler. Kimse Abdullah Bey’in oraya çıkacağını tahmin etmedi. Bizim de artık başbakan olarak 7.5 yıllık tecrübemiz var. Ülkemiz için çok daha ideal olanı nasıl yakalarız nasıl buluruz, bunun endişesini taşıyoruz. Şu 8 senede bazı gerçekleri yaşadık. Bu ülkenin önüne nasıl bariyer konur gördük… Bizim bunları aşmamız gerekiyor. Aşalım ki muasır medeniyetler seviyesinin üstüne Türkiye çıksın. İlk ona 2023’te girelim. Bunun için de bu engelleri kaldırmamız gerekiyor.

OBAMA BİZİ İYİ TANIDI
ŞAFAK: Ermeni soykırımı iddiaları hakkında Sayın Başkan geçen seneki açıklamalarla mı yetinecek yoksa değişik bir açıklama olacak mı?
Bir yılda Obama ve arkadaşları bizi çok daha yakından tanıma fırsatı buldular. Ermenistan konusundaki tavrımızı da iyi biliyorlar. ABD’de 45 dakika görüştük. Böyle bir soykırım iddiasını kabul etmemiz asla mümkün değil. “Sizden önceki liderler hassasiyetlerini korudular, sizden de bunu bekliyoruz” dedik. Öyle zannediyorum ki bu hassasiyetimiz asla göz ardı edilmeyecektir.

AKÖZ: Sadece sizin rakipleriniz değil sizin partinizin sempatizanları da dokunulmazlıklar konusuna kafayı takmış durumda. Hem siyasetçiler hem de bürokrasi babında halk bunda bir ayar istiyor. Bunun ciddi bir talep olduğunu düşünüyor musunuz? Yoksa sizce propaganda mı?
Ben öyle görüyorum. Bu teklifi getiren ana muhalefet lideri neden AK Parti hükümetinden önce bu teklifi getirmedi? Bu konuda popülizm yapıldığını düşünüyorum. Bu sadece yasama yürütme organlarına getirilirse, o zaman bunu bürokrasinin iki dudağından çıkacak söze mahkûm etmiş olursunuz. Yani bir yargı mensubu başbakan hakkında dava açarsa, hemen dokunulmazlık olmadığından yargılanır. Böyle bir durum büyük bir kaos doğurur.

KKTC SEÇİMLERİ
KKTC’de dün yapılan cumhurbaşkanlığı seçimi ile ilgili “Bizim isteğimiz sonuçların istikrara yönelik olması ve Kuzey Kıbrıs’ın kendi ayakları üzerinde durduğunu göstermesi” diyen Başbakan Yunanistan için de bir paragraf açarak, “Papandreu’yla ilgili süreci çok önemsiyorum. Yunanistan’la Ermenistan’la mukayese edilemeyecek sorunlarımız var. En önemlisi Kıbrıs’tan kaynaklanıyor. Bunu da başarmamız halinde çok daha iyi bir noktaya geleceğiz” dedi. KKTC’deki seçimi Derviş Eroğlu’nun kazanmasının kesinleşmesi üzerine NTV’de değerlendirmelerde bulunan Başbakan, Eroğlu’nun Kıbrıs müzakereleri konusunda farklı davranmayacağını belirterek şunları söyledi: “Sayın Eroğlu’nun bu konuda farklı bir düşüncesi yok. O da ‘aynı kararlılıkla yolumuza devam edeceğiz’ diyor. Ben farklı bir süreç işleyeceğine inanmıyorum.”

Leave A Response »