Türkiye Somali’nin IMF borcunu neden ödedi, Afrika politikası açısından ne anlama geliyor?

Getty ImagesTürkiye’nin Mogadişu’nun Gego bölgesinde gıda, yakıt yardımı yaptı.

Türkiye’nin, Somali’nin Uluslararası Para Fonu’na (IMF) olan vadesi geçmiş borcunun ödenmesine katkıda bulunması, ülke içindeki ekonomik sıkıntılar gerekçe gösterilerek kimi muhalifler tarafından eleştirildi, Somali hükümetinde ise karar memnuniyetle karşılandı.

Somali-Türkiye ilişkilerinde uzun vadeli çıkarlar ve ortaklıklar göz önünde bulundurulduğunda, Türkiye’nin böyle bir adım atması bazı yorumculara göre şaşırtıcı değil.

BBC Türkçe’ye konuşan Somali’nin yeni Enformasyon Bakanı Osman Dubbe, “Somali son üç buçuk yıldır borçlarıyla boğuşuyordu. Başta İngiltere olmak üzere, Norveç, Avrupa Birliği ve ABD de borçların ödenmesine katkıda bulundu. Türkiye’nin de katkıda bulunması bizim için çok iyi haber” dedi.

Somali Adalet Bakanı Abdulkadir Mohamed Nur da Twitter hesabından Türkçe paylaştığı mesajda Türkiye devletine teşekkür etti.

Resmi Gazete’de yayımlanan 5 Kasım tarihli duyuruya göre Türkiye, IMF bünyesindeki Ağır Borçlu Fakir Ülkeler inisiyatifinin Somali’nin borcunun hafifletilmesi amacıyla başlattığı girişime Türkiye, 3 milyon 487 bin dolara karşılık gelen 2 milyon 372 bin SDR’lik (özel çekme hakkı) hibe desteği verme kararı aldı.


SDR NEDİR?

SDR (Özel Çekme Hakkı – Special Drawing Right), IMF tarafından üye ülkelerin resmi rezervlerini desteklemek için 1969’da kurulan uluslararası bir rezerv para birimi.

SDR’nin değeri beş para birimi, ABD doları, euro, Çin yuanı, Japon yeni ve sterlinden oluşan bir sepete göre belirleniyor.


Açıklamada, “IMF tarafından 25 Mart 2020’de Özel İhtiyat Hesabı ve IMF’nin tahsili gecikmiş faiz alacaklarından kaynaklanan gelir kaybının telafi edilmesi amacıyla yapılan kesintiler için biriken 242 milyon Özel Çekme Hakları (SDR) üyelerine dağıtılmış ve bunun 11.906.405 SDR tutarı Türkiye Cumhuriyeti’ne iade edildiği” belirtildi. Türkiye de bu paydan 2 milyon 372 bin SDR’lik kısmı Somali’ye hibe ediyor.

IMF VE DÜNYA BANKASI’NDAN MART’TA SOMALİ KARARI

IMF ve Dünya Bankası, 25 Mart 2020’de koronavirüs salgınının hızla yayılmaya başladığı dönemde, Somali’ye de Ağır Borçlu Yoksul Ülkeler (HIPC) İnisiyatifi kapsamında yardım yapma kararı almış, karar Nisan ayı ortasında onaylanmıştı.

Bu kapsamda Somali’nin 5,2 milyar dolarlık borcunun yaklaşık üç yıl içinde tamamen silinmesi ve Somali’nin uluslararası toplumla ilişkilerinin normalleşmesi, ülkenin yeni mali kaynaklara erişiminin ve ekonomik büyümesinin sağlanması hedefleniyor.

Covid-19 salgınıyla IMF’nin ‘Afet Etkilerinin Sınırlandırılması ve Borcun Hafifletilmesi Kredisi’nden (CCRT) borcun hafifletilmesi için yaklaşık 500 milyon dolar ayrılırken, İngiltere 185 milyon dolar, AB yaklaşık 50 milyon dolar, Japonya da 100 milyon dolar ayırdı. Çin ve Hollanda da borcun kapanması için devreye girdi.

SOMALİ, TÜRKİYE’NİN AFRİKA’YA AÇILAN ‘KAPISI’

Somali, Türkiye’nin 2011’den itibaren yaptığı yardımlar, altyapı çalışmaları ve kalkınma programlarına desteğiyle Afrika’ya açılan kapısı oldu.

Türkiye’nin Somali’ye sivil toplum kuruluşları, TİKA ve Kızılay aracılığıyla yaptığı yardımların tutarı da 1 milyar doları geçti.

Oxford Üniversitesi’nde Afrika politikaları konusunda uzmanlaşan araştırmacı Emre Çalışkan’a göre “Somali gibi bir ülkeye başka ülkeler yardım toplarken Türkiye’nin biraz da dış politikası gerektiği sessiz kalması beklenemezdi, bir şekilde adım atması gerekiyordu.”


Türkiye’nin 2000lerin sonlarından bu yana Afrika ülkeleriyle ilişkileri geliştirme çabaları, insani yardımlar aracılığıyla siyasi destek olarak da karşılık buluyor.

Türkiye, 2009-2010 Dönemi Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi Geçici Üyeliği seçimleri için özellikle Afrika ülkelerinin oylarını, desteklerini hedefleyen bir politika izlemişti.

Dönemin Dışişleri Bakanı Ali Babacan, 2008 yılında üyelik için yürüttüğü çalışmalarda her fırsatta Afrika ülkelerine yapılan yardımları, açılan büyükelçilikleri ve ayrılan milyonlarca dolarlık kaynakları hatırlatarak Türkiye’nin Afrika ülkelerinin oylarına talip olduğunu söylemişti.

Türkiye’nin BM Güvenlik Konseyi’ne geçici üyeliği kesinleştiği Ekim 2008’de de Babacan “Afrika ile alakalı çalışmalarımızı son yıllarda yoğunlaştırmış olmamız bize önemli avantajlar kazandıracak. Çünkü Afrika’yı daha iyi anlamaya başlayan bir ülke olarak oturacağız orada” demişti.

Araştırmacı Çalışkan da şu yorumu yaptı: “O dönemde de Türkiye, Afrika’da bazı ülkelerin ödenmeyen borçlarını BM’ye ödemişti. Bu ülkeler o sayede oy kullanabilmişti ve Türkiye’ye oy verdiler (…) Türkiye Somali’de yaptığı projeleri göstererek ‘Bakın ben Afrika’da diğer geleneksel güçlerden farklıyım. Ben Afrika’nın geleceği, çıkarları için çalışıyorum, benim bir sömürge geçmişim yok, kazan-kazan anlaşmaları üzerine kurulu bir dış politika izliyorum’ mesajı vermeye çalışıyordu.. Somali, diğer Afrika ülkelerinin Türkiye’ye uluslararası platformlarda destek vermesi açısından çok önemliydi.”

Türkiye, 2000lerin sonunda dış politikada etkin bir rol oynamak isteyen bir siyaset izliyordu. Somali de bu açıdan Türkiye’nin kendisini diğer ülkelerden ayırması için bir fırsat olarak görüldü.

‘SOMALİ’NİN CİDDİ BİR ULUSLARARASI ORTAĞA İHTİYACI VARDI’

Somali Enformasyon Bakanı Osman Dubbe de Türkiye’nin Somali üzerinden diğer Afrika ülkeleriyle ilişkilerini geliştirebilecek bir fırsatı olduğu görüşünde:

“Türkiye Somali’ye üç ana sektörde katkı sağladı: İnsani yardım, altyapı, ticari ilişkiler. Bunların dışında eğitim, sağlık, içme suyu gibi destekleri de oldu.

“Somali, stratejik ve jeopolitik açıdan çok önemli bir ülke. Hint Okyanusu ile Kızıl Deniz, Aden Körfezi’nde. Deniz ticareti hatlarının %70-80’i buralarda. Ayrıca Somalililer Afrika’da ticaret odaklı girişimcilerdir. Türkiye ile Somali arasındaki ticaret, diğer Afrika ülkelerine uzanmasına da yardımcı olur. Somali, Türkiye’nin Afrika’ya açılan kapısıdır.

“Somali’nin uzun zamandır ‘bir ağabey’ gibi görebileceği ciddi bir uluslararası ortağı olmamıştı. Somali’nin bu desteğe ihtiyacı var. Türkiye, Somali halkının ihtiyacı olan bu boşluğu dolduruyor.

“Ayrıca, Türkiye hiçbir zaman Somali’nin iç siyasetine karışmıyor, iç çatışmalara ve iktidar çekişmelerine müdahil olmuyor bu nedenle Somali halkı da diğer ülkelere kıyasla Türkiye’ye daha yakın hissediyor.”

Getty ImagesSomali’de 2017’de düzenlenen saldırılarda Türkiye’nin ülkeye yaptığı yardımlar destek görmüştü.

Bakan Dubbe, Türkiye’nin insani yardım, alt yapı çalışmaları ve ticari olarak Somali’ye yaptığı yardımların halk arasında büyük memnuniyetle karşılandığını ifade ediyor ve Somalilerin hafızasında, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2011’de yaptığı ziyaretin yanı sıra, 2017 Ekim ayında yaşanan bombalı saldırılara ilk yardım eden ülkenin Türkiye olmasının de yer ettiğini söylüyor.

Türkiye’nin en büyük büyükelçilik binası Somali’nin başkenti Mogadişu’da. Mogadişu’da 2017’de kurulan TURKSOM Askeri Eğitim Üssü’nde de Türkiye Somali Silahlı Kuvvetlerini eğitiyor.

Mogadişu Limanı’nın işletmesi 2014’ten bu yana Albayrak Grubu’nda. Grup, Ekim ayında Somali hükümeti ile liman işletmesi için 14 yıllık imtiyaz anlaşması imzaladı. Limanın özelliklerinin korunması ve ticari akışın artırılması için 50 milyon dolarlık rehabilitasyon ve yatırım programının hayata geçirileceği duyuruldu.

Başkentteki Aden Adde Uluslararası Havalimanı’nın da işletmesi 2013’ten bu yana Türk şirketi Favori LLC’de.

Kasım ayı başında da Galmudug vilayetindeki Hobyo limanının işletmesi, Türk, İngiliz ve Somalili şirketlerden oluşan konsorsiyuma verildi. Bu şirketler Crom LTD, Hobyo Investment LTD ve Indian Ocean Holding LTD.

Anlaşmayı Somali’nin limanlardan sorumlu bakanı Abdisabir Shurie Twitter hesabından duyurdu.

TÜRKİYE KARŞILIĞINDA NE ALACAK?

Türkiye’nin, şirketler, sivil toplum kuruluşları ve kurumlarıyla Somali’den başlayıp Afrika geneline yardım yapması, ticari bağları kuvvetlendirmesini ‘dış politikasının uzantısı’ olarak gören araştırmacı Çalışkan, Ankara’nın stratejisini şöyle anlatıyor:

“Türkiye’nin bölgede güç politikası var. Birincisi Türkiye’nin uluslararası arenadaki aktifliğini artırmak. İkincisi, ihracata dayalı bir pazar arama çalışması ve bir de Afrika’da siyasi aktör olmak. Bu, uluslararası arenada Türkiye’nin varlığını artırmakla doğru orantılı. Çünkü Türkiye, kültürel olarak da siyasi olarak da Afrika’yı kendi geçmişinin bir parçası olarak görüyor.”

PETROL ARAMA ÇALIŞMALARI

Somali ile Türkiye ilişkilerinde gündeme gelen bir diğer konu da petrol arama faaliyetleriydi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ocak 2020’de Somali’nin Türkiye’ye petrol arama çalışmalarına katılmayı teklif ettiğini söylemişti.

Ancak hükümetin petrol arama çalışmaları için bir yasası henüz yok. Somali’nin Hint Okyanusu kıyıları açıklarında toplam petrolün 100 milyar varil olabileceği belirtiliyor.

Birçok özel şirket ve ülkenin de gözü bu bölgede.

Somali Enformasyon Bakanı Osman Dubbe, o dönem petrol arama çalışmaları önerisinin Türkiye’den geldiğini söyledi ve petrol arama çalışmaları için yasal düzenlemeler yapılması gerektiğini ifade etti:

“Türkiye ile Somali arasında petrol arama çalışmaları için resmi bir anlaşma yok. Somali açıklarındaki sondaj faaliyetleri için birkaç ülke istekli, Türkiye de onlardan biri. Somali’nin bu önerilere yanıtı, önce petrol komisyonunun kurulması gerektiği ve tüm yasal düzenlemelerin hazırlanması gerektiği yönünde.”